Sevgili okuyucunun çok iyi bildiği gibi bu köşe yeni çıkan kitapları tanıtım ve eleştiri amacı güttüğü gibi bir yandan da kendisini günlük akışın dışına atıp bir kütüphanede bulunması gereken gerek okunacak gerek referans kitapların da tanıtımını yapmayı amaçlamaktadır. Bu ay ki kitabımız da işte bunlardan biri. Kısa Bale ve Modern Dans Tarihi gerçekten son derece değerli bir referans kitap özelliği göstermekte.Elbette bu yargımız Türkiye koşulları için geçerli. Ne yazık ki,hala batıda gördüğümüz ölçülerde geniş kapsamlı eser araştırmalarına ve büyük ansiklopedik bilgilere rastlayamıyoruz Türkçe’de. Elimizdeki kitap işte tam da bu nedenle kısa kısa da olsa sanatçıları ve eserleri bizlere tanıtan ender kaynaklardan biri.

 

    Jak Deleon İstanbul Üniversitesi Edebiyat bölümünden mezun. Doktorasını İngiliz ve Amerikan Edebiyatı bölümünde tamamlamış.Doçentliğini 1990 yılında almış, bugün Bale tarihi dersini vermekte. Deleon’un Bale üzerine yazdığı başka yapıtları da var. Bunlar Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türk balesi ve Cumhuriyet dönemi Türk balesi isimlerini taşıyorlar.

 

    Kitap Klasik Balenin Kökenleri isimli bölümle başlıyor.Bu bölüm de Saray Baleleri,Rus Balesi,Amerikan Balesi, Romantik Bale gibi alt başlıklara ayrılmış. Sonra  Çağdaş Bale ve Modern Dans Topluluklarına Biyografik ve Eleştirel Yaklaşım isimli bölüm geliyor. Bu bölümde Alvin Ailey’den Martha Graham’a önemli dansçılarla Montreal Caz Balesi gibi ülkemizde de seyretme fırsatını bulduğumuz  dünyanın en önemli dans toplulukları eleştirel bir gözle inceleniyor. Bu bölüm girişinde de itiraf edildiği gibi 500 yıllık bale tarihinin tüm sanatçılarını anlatmak olanaksız olduğu için örnekleme yoluyla oluşturulmuş,ayrıca sözü edilen tüm sanatçılar yazar tarafından seyredilmiş. Bu bölümde Ballet du Nord değerlendirilirken yazarın koreografinin aşamaları konulu bir eki de son derece dikkat çekici. Bu arada Klasik bale koreografisi ile Modern Bale koreografisine karşalaştırmalı bir yaklaşım geliştirmiş.

 

    Türkiye’de Bale bir sonraki bölümü oluşturuyor ve Osmanlı’dan itibaren günümüze dek Bale tarihimize duyarlı bir bakış atıyor. Bu bölümün ağırlıklı konusunu Atatürk’ün çok sesli Türk müziğini kuruşundaki emekleri  ve geçirdiği evreler  oluşturuyor. 1 Kasım 1936 yılında Atatürk’ün Devlet Konservatuarını açması onun büyük düşünün gerçekleşmesidir, ancak  konservatuarın baleyi içermesi 1950 yılına dek gerçekleşememiş,dolayısıyla  Dünya’da 500 yıllık geçmişi olduğunu bildiğimiz balenin Türkiye’de henüz  50 yıllık bir geçmişi bile olmadığını öğrenmek aslında gerçekten de acı, ancak bu kadar kısa sürede gösterdiği gelişme göz kamaştırıcı.

 

    Bunların temelinde de her konuda olduğu gibi Atatürk’ün cesur adımları olduğunu bilmek o olmasaydı ne yapardık? sorusunu gündeme getiriyor ister istemez. Bir ülkenin tüm kurumlarını tek bir insanın düşünerek kurması,çevresinden destekten çok köstek görmesi de cabası.  Onun gibi değil ama onun yarısı kadar aydınlık düşünceli insanlar çevresinde olsaydı, bir de buna halk desteği olsaydı sanırım bugün ulusumuz her anlamda çok daha ileri bir noktada olurdu. Ayrıca ülkemizde bale seyretmeyen insanların nüfusun % 99’u gibi bir orana vardığı kuşku götürmez bir gerçek. Eğitimin yetkinleşmesi, tabana yayılması, zevkleri incelteceği gibi sanatın gelişmesine, sanatçıların nitelik ve niceliğinin artmasına yol açacak,toplumsal hoşgörü ve estetik çok daha yükselecektir. Öyleyse önce elimizdeki bu ve buna benzer kitaplar okunmalı sonra da bu kitapların yol göstericiliğinde biraz daha bilinçlenmiş olarak  gerçek sanat gösterilerini izlemeye koşmalı.

 

    Neyse biz devam edelim; bir sonraki bölüme geldiğimizde kitabın en önemli noktalarından birinde olduğumuzu fark ediyoruz, çünkü bu bölüm önemli balelerin libretto sinopsislerinden oluşturulmuş. Bundan böyle herhangi bir bale gösterisine  gittiğimizde demek ki bu bölümden o akşamki gösterinin konusunu okuyabilip, baleyi çok daha anlamlı bir şekilde izleyebileceğiz. Demek ki, sadece bu bölüm bile geliştirilip, sinopsisler ayrıntılandırılıp yeni bir yapıt oluşturulabilir-yazara bir öneri. Kitabın ek bölümlerine geldiğimizde Bale Kronolojisi, Terminolojisi, Filmografisi ve Discografisi bölümlerini görüyoruz. Her biri son derece özenle hazırlanmış, okuyucu için bulunmaz değerde referanslar.

 

    Kitap başlıbaşına akademik bir çalışma aslında. Ancak okuyucunun dilinden sıkılması olanaksız,çünkü  gayet akıcı bir üslupla yazılmış, üstelik en ufak bir ukalalığa kaçmayan, çok yerinde  ve yapıcı eleştirilerde  bulunan, hiçbir kompleks içermeyen bir yapıt. Her müzikseverin evinde bulunması gerekli ama aslında herhangi bir dans gösterisine giden her insanın bu yapıttan edinmesi gerekiyor, çünkü dans seyircisinin bilinçlenmesine yardımcı olan bir başyapıt bu. Tebrikler Jak Deleon.

 

    Sevgili okuyucu 2016 yılına geldiğimizde bu kitap ne yazık ki ancak sahaflarda bulunabiliyor. İnternetten edinmek için sayfa başındaki linke tıklayabilirsiniz.

KISA BALE VE MODERN DANS TARİHİ  

Doç. Dr. Jak DELEON