Sonuç olarak çıkarımımız şu olmalı galiba: Müzik toplumsal gelişmeyle paralel olarak gelişen, toplumsal çoksesliliğin gelişmesine paralel olarak çok seslenen ve çeşitlenen, toplumsal bariyerlerin ortadan kalkmasına bağlı olarak kendine yeni yaşam alanları bulabilen bir toplumsal olgudur. Onu içinde yaşadığımız ortamdan ayrı düşünmek neredeyse olanaksızdır. Nasıl bir toplum kendi layık olduğu yöneticilerle yönetilirse, aynı şekilde kendi düzeyinde bir müzik üretecektir. Ancak bu teori, hiçbir şekilde şu anda içinde yaşadığımız toplumun layık görüldüğü müzik değildir ki, gerçekten de ülkemizde Türk Sanat Müziği adıyla anılan Osmanlı saray müziğinden köken alan müzik türünün yeniden yükselişe geçmesi bunun en önemli göstergelerinden biri olmaktadır. Müzisyenlerimiz ve müzik sanayimiz bir an önce akıllarını başlarına almazlarsa yarattıkları canavarın altında kalacaklar, sonra haydan gelen huya gidince ne yapacaklar merak ediyoruz. Bizden söylemesi, gerisini kendileri bilir. Ama tabii bu da başka bir yazının konusu.......

 

EVRENSEL MÜZİĞİN ÖYKÜSÜ- 2

 Önceki yazıda blues' un ortaya çıkışı ile müzik sanayinin kurulması sonucu ticarileşmesi sonucunda doğan müzik türlerinin ikinci dünya savaşına kadar olan öykülerine şöyle bir göz atmıştık. Konunun detayına inmek isteyen okuyucu konu ile ilgili piyasada bolca bulunan kitaplardan edinerek bilgisini derinleştirebilir. Bu yazıda ikinci dünya savaşından sonraki duruma bir göz atalım diyoruz. Savaşın bitimiyle birlikte dünya büyük değişimlere sahne olmaya başladı. Yenik devletler de dahil olmak üzere bütün ülkeler yoğun bir kalkınma hamlesine giriştiler, milliyetçilik akımları tüm dünyayı sardı ve eski sömürgeler yeni devletler olarak ortaya çıkmaya başladı. Bir yandan da dünya hızla iki ayrı kutba bölündü. Batı' da komünizm, doğu' da ise kapitalizm halklara büyük düşmanlar olarak tanıtıldı. Ancak sermaye birikimi batı' da yoğunlaştığı için, batı toplumları- yenilenler dahil olmak üzere- ani bir büyümeye girdiler. Bu olgu batıya iki şekilde yansıdı: seks devrimi ve refah toplumu. Böylece gittikçe özgürleşen ve maddi gücü artan bireyler yeni sanatsal üretimlere yöneldiler.

Bunlardan biri Rock' n Roll idi. Savaştan önce Caz, Blues, Rhythm and Blues isimleriyle dünyayı saran müzik, savaştan sonra 1950' li yılların başından itibaren tavır değiştirmeye başladı. Amerika' da bir kamyon şoförü biraz evvel söz ettiğimiz müziklerden temel alan, ancak ritmik özelliği son derece yoğun bir müzikle ortaya çıktı. Seksi hareketleri ile büyük dikkat çekti ve tüm dünyaya yepyeni bir müzik ve dans sunmayı başardı. O, Elvis Presley idi. Rock' n Roll' un bir diğer kahramanı hiç kuşkusuz Chuck Berry' dir. Berry yıllar süren tarz araştırmalarının sonucunda bu müziğin yaratıcılarından biri oldu. Elvis Presley ve Chuck Berry arkalarından gelen tüm müzisyenlere örnek oldular. Onlar dönemlerinin asi gençliğinin idolleriydiler. O dönemin Amerika ve  İngiltere' sinde Rock' n Roll tam bir çılgınlık olarak görülüyor, aileler çocuklarının dejenere olduğu gerekçesiyle bu müziği dinlemelerini ve onun acayip dansını yapmalarını yasaklıyorlardı. Ama müziğin gücünü engelleyecek hiçbir şey yoktu ve bu hızlı devinim tüm 50' leri kapsayan büyük bir çılgınlığı beraberinde sürüklüyordu. 60' lara geldiğimizde Amerika' da ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören siyahların İngiltere' de konuşlandıklarını ve buradaki yeraltı kulüplerinde müziklerini yaptıklarını görüyoruz. Özellikle Rock ' Roll' un ortaya çıkışında önemli kilometre taşlarından biri olan Muddy Waters İngiltere' de bir anda ilah oldu. Arkasından gelen birçok müzisyen onun tarzından etkilendi ve o, sonraki dönem müziğin, yani Rock' ın babası unvanını aldı. Özellikle sonradan Rolling Stones' u kuracak olan Mick Jagger Muddy Waters' ın izinden günümüze kadar gelmeyi başardı. İngiltere' deki küçük kulüplerde ortaya çıkmaya başlayan yeni bir müzik 60' ların hemen başında gittikçe yayılmaya başladı.

 

    Bu müzik kökenini Rock' n Roll ve Blues' dan alıyordu. Ritmler gittikçe sertleşmeye, sözler gittikçe anlamlı olmaya başlamıştı. Eric Clapton, Mick Jagger, Jeff Beck, Pete Townsend bu kliplerde rock yapmaya başlayan müzisyenlerdi. Evet bu yeni müziğe rock deniyordu. Müzisyenler son derece sert ritimlerle kendilerinden geçerek sürekli Jam-session halinde müzik yapıyorlardı. O yıllarda Physcedelic gittikçe yaygınlaşmış ve müzik dinsel ayinlere dönüşmüştü. Bu dönemde İngiltere gençliği kıyafetleri, saçları, ritm ve müzikleriyle topluma çok aykırı yeni bir grubun Beatles' ın peşinde koşmaya başlamıştı. Beatles hiç kuşkusuz Rhythm and Blues' dan etkilenerek Rock' n Roll çalıyor, bütün gençliği sürüklüyordu. Aynı yıllarda ortaya çıkan Vietnam savaşı özellikle Amerika' da toplumsal tepkilere neden oldu. Böylece yeni bir yaşam felsefesi doğdu: Hippie' lik. Hippie' ler barışçı sloganlara sığındılar ve savaşı reddettiler. Müzik bir yandan gittikçe sertleşirken, bir yandan da elektroniğin etki alanına girdi. Woodstock festivali bu anlamda bir dönüm noktasıdır. Artık Rock toplumsal muhalefetin de resmi söylemi halini aldı. Savaşa karşı olan tüm halk ve müzisyenler dertlerini gittikçe sertleşen müzikle anlatmaya başladılar. Bir yandan da İngiltere' de müzik senfonik rock boyutlarına ulaşmış ve sistemi yoğun olarak eleştiren  Pink Floyd gerek elektronikten yoğun olarak yararlandıkları müzikleri gerekse ışık gösterileri ile müzik dünyasında tamamen kendine özgü bir yer edindi. Bu özgün yer bugün de hala sürmektedir. Beatles' ı dağıtan John Lennon ise tüm dünyadaki barış gönüllülerini harekete geçiren barışçı ama eylemsel söylemini Yoko Ono ile birlikte oluşturdu. Zaten büyük olasılıkla sistemin özüne yönelik eleştirilerin devinim kazanması nedeniyle de bir hayranı! Tarafından öldürüldü. Evet 70' li yıllardan sonraki gelişmeleri başka bir yazının konusu yapacak olursak özetle şunu söyleyebiliriz, Rock hiç kuşkusuz temellerini toplumsal gelişmelere dayamıştır. İçinde bulunulan siyasi durum, müziğin içeriğini de belirlemiştir. Her şeyden önce batıda müzik zaman içinde belirgin türlere ayrılmış ve düşünce müziği ile eğlence müziği net olarak ayrışmıştır.

Buna göre Klasik ve Caz türleri üst sanatsal formlar olarak ayrışmış ve onların dinleyicisi de toplumların belirli eğitim süzgeçlerinden geçmiş bireylerinden oluşmuştur. Rock 60' lardan beri süregelen evriminde toplumların deşarj noktası özelliğine erişmiş, özellikle sokaktan köken alması nedeniyle- hemen tüm rock müzisyenleri alt- orta sınıf İngilizlerden oluşmuştur, dolayısıyla toplumların ve insanlığın genel sorunlarına son derece hassas yaklaşabilmişlerdir- halkın sözcüsü haline gelmiştir. Müziğin içinde yer alan ticarilik birçok anlamda bu söylemi geriye çevirememiştir. Bugün ise Rock, geçen haftaki yazımızda belirttiğimiz gibi, üst sanatsal formlara ulaşmak amacıyla yepyeni bir yolculuğa çıkmış görünüyor, tabii bunun sonuçlarını önümüzdeki yıllarda alacağız. Eğlence müziği ise müzik endüstrisinin yakıtı konumundadır. Çünkü belirli bir yaş kuşağına hitap ederek sürekli değişim içinde kalmayı başarabilmektedir, ama bu tarz sadece o yaş kuşağını ilgilendirmekte ve onlar da yeterince büyüdüklerinde kendilerine gerçekten hitap eden türlere yönelmektedirler.